DERMAPHAR DOLGUNLAŞTIRICI, DİKLEŞTİRİCİ, GÖĞÜS KREMİ İÇERİĞİ BİTKİLER HAKKINDA BİLİMSEL ARAŞTIRMALAR
1. GİRİŞ (KADIN GÖĞÜS ÖZELLİKLERİ, YAPISI, İŞLEVİ)
 |
Meme bezleri olarak da bilinen Kadın Göğsü, memeliler adı verilen omurgalılar sınıfını ayırt eden anatomik özelliktir. Kadın göğsünün merkezinde, areola adı verilen pigmentli bir dairesel alan ile çevrili çıkıntılı meme bulunur. Memenin içindeki ve çevresindeki küçük bezler, özellikle emziren anneler için önemli olan yağ salgılama ve enfeksiyona karşı koruma görevi görür. Göğsün içindeki lobüllerin ürettiği süt, memeye kanallar adı verilen bir grup tüp ile ulaştırılır.
Göğüs, sütü fibröz ve yağlı dış taşıyıcı dokuya ileten kanallı bezdoku loblardan oluşur. Normal göğüs dokusunun yaklaşık %80-85’i üreme yılları süresince yağlıdır. 15-25 lob daha sonra salgı hücresi alveolleri (kesecik şeklinde) içeren küçük kanallı lobüllere bölünür. Bu lobüller sütü önce daha büyük kanallara, ardından da memenin tam altında bulunan bir depoya iletir. Gebe olmayan, emzirmeyen kadının göğsündeki alveoller küçüktür. Gebelik süresince alveoller genişler ve emzirme (laktasyon) sırasında hücreler, protein ve lipid gibi süt özleri salgılar. Alveolleri çevreleyen kas hücreleri, emzirme sırasında süt sağlamak üzere kasılır. Göğüs dokusu, Cooper ligamentleri adı verilen ligamentler tarafından desteklenir ve böylece göğüslerin karakteristik şekli ve konumu korunur. Bu ligamentlerin yaşlılık ya da gebelik döneminde gevşemesi ya da gerilmesi sonucu göğüsler sarkar. |
Üreme hormonları, göğüslerin ergenlik veya emzirme dönemindeki gelişiminde önemli rol oynar. Östrojen bezin ve kanalların büyümesini destekler, progesteron ise süt üreten hücrelerin gelişimini canlandırır. Ön hipofiz bezinin salgıladığı prolaktin, süt üretimini arttırır. Arka hipofizin emme hareketine karşılık olarak salgıladığı oksitosin, emziren göğüsten süt fışkırmasını sağlar.
Hormonlar uyarıldığında, kanal ve alveollerin büyümesi ve yağ katmanlarındaki artış nedeniyle göğüsler büyür. Meme ve areola da büyüyerek dokunmaya daha hassas hale gelir. Kadın adet görmeye başladığında ise, göğüsler periyodik adet öncesi aşamaya tabi olur. Bu süreç kişiye göre değişir ancak göğüslerde büyüme, şişme ve duyarlılıkta artış görülen belirtilerdir.
Semptomlar kanama başladıktan sonraki birkaç gün içinde kaybolur. Gebelik süresince, göğüsler progesteronun etkisiyle önemli ölçüde büyür. Meme ve areola da çok pigmentli hale gelir ve büyür. Gebeliğin son döneminde yağın büyük kısmı yerini süt üretmek için gerekli sisteme bırakır. Doğumdan sonra göğüsler süt salgılamaya başlar. Emzirmenin bitmesiyle bez hızlı bir şekilde gebelik öncesi halini alır. Menopoz öncesi dönemde, göğüs şeklini koruyabilir ancak süt üretim mekanizmasının yerini çoğunlukla yağ alır.
 |
Göğsün boyu ve şekli her zaman aynı değildir. Gelişimini tamamlamadan doğarız ve –erkeklerde- anormal hormonal uyarılmaya konu olmadığı sürece göğüs küçük ve gelişmemiş olarak kalır. Göğüs genellikle adet kanaması başlangıcından sonraki bir ya da iki yıl içinde oluşumunu tamamlar; bununla birlikte, asinuslar büyümeye devam eder, fibröz dokular ve yağ dokuları ise ergenlik süresince sürekli olarak artar. Gebelik ve emzirme göğsün daha da büyümesine neden olur. Kadının yaşı ilerledikçe, göğüslerdeki yağ dokuları bezdokudan daha belirgin hale gelir ve göğüsler yumuşar. Menopozdan (adet kanamasının sonlanması) sonra göğüsler aşamalı olarak atrofiye uğrar.
Lenf, akyuvarlar (hastalıkla savaşan beyaz kan hücreleri) içeren saydam, bronz bir sıvıdır. Lenf, göğüs dokularından zengin damar desteğiyle tahliye edilir. Bu lenf damarları, göğüs kenarlarında veya koltukaltı ve köprücük kemiği yakınındaki dokularda bulunan lenf bezi ağı ile birbirine bağlıdır. Göğüslerdeki lenf bezleri düz bir çizgide bağlı değildir. Aksine, “fat pad”lerin – göğüs kanseri ameliyatında lenf bezinin çıkarılmasını güçleştiren bir düzenek- içinde dağınık ve sabittirler.
|
Lenf bezleri, göğüs kanserinin yayılmasında temel rol oynar. Göğüsten bulaştığı (yayıldığı) taktirde kanserin genellikle bulunacağı ilkyer olduğundan, aksiller (koltuk altı) lenf bezleri özellikle önemlidir. Bu lenf bezi grubu çoğunlukla “kuyruk” veya seviye I bezler olarak anılır. Seviye II bezler pektoralis minör kasının altında, seviye III bezler ise köprücük kemiği merkezinin yanında yer alır.
İnsanlarda, kadın göğsünün boyutu ve şekli çok geniş bir yelpazede çeşitlilik gösterir. Bu durum kadının yaşına, gebe olup olmadığına veya adet döngüsü içinde olup olmadığına bağlı olarak değişir. Kız çocuklarda göğüs gelişimi 10-12 yaş civarında, yani yumurtalıklar östrojen hormonu üretmeye başladığında başlar. Yaklaşık 16 ila 18 yaş civarında, oluşumunu tamamlayabilmek için göğsün progesteron, prolaktin ve kortikosteroidler gibi diğer hormonlarla da etkileşime girmesi gerekir.
Her yaşta kadın yıllardır küçük, sarkık veya gelişmemiş göğüslerin verdiği sıkıntıdan ve beraberinde getirdiği özsaygı eksikliğinden yakınır. Zaman, yerçekimi, emzirme ve hatta kader gibi etkenlerin göğüslerinin şeklini değiştireceği fikriyle yaşamaları gerektiğini düşünürler. Bunun için solüsyonlar kullanırlar, hatta tehlikeli estetik ameliyatlar geçirirler.
Tamamen doğal, pratik ve güvenli bir seçenek. Dermaphar BUST FIRMING CREAM (Dermaphar GÖĞÜS TOPARLAYICI KREM), kadınlara herhangi bir risk almadan ya da pahalıya kaçmadan istedikleri görünüme yeniden kavuşmasına yardımcı fitoöstrojen bitkisel kremdir.
1.1 Östrojenin göğüs geliştirme mekanizması
 |
• Göğüs hücre bölünmesi
• Kolajen biyosentez
• Yağ akümülasyonu
• Çeşitli fizyolojik faaliyetler |
Bilimsel araştırmalar göğüs dokusu gelişiminin östrojen, progesteron, prolaktin, prostaglandin ve büyüme hormonu etkilerinin sonucunda meydana geldiğini göstermektedir. Göğüs dokusunun normal gelişimi için bu hormonların vücutta doğru dengede mevcut olması gerekmektedir.
Östrojen veya östrojen benzeri madde (Phytoestrogen) östrojen reseptörüne bağlandığında, kadın göğsü toparlanır ve büyür.
Östrojen veya phytoestrogen’in östrojen reseptörüne bağlanması; göğüs hücrelerinin çoğalması, kolajen biyosentez ve çeşitli hücresel fonksiyonlar ile sonuçlanır. Böylece küçük boyutlu göğüs fazlasıyla büyür, sıkılaşır ve kadın göğsünün sarkması önlenir.
1.2 Östrojen ile Phytoestrogen arasındaki farklar
Liste |
Östrojen |
Phytoestrogen |
Etki |
• Kadın seks hormonu
• Cinsel organın gelişimini başlatır
• Anti-aging (Yaşlanmayı geciktici) |
• Kadın seks hormonu benzeri
• Cinsel organın gelişimini başlatır
• Anti-aging (Yaşlanmayı geciktici)
• Tümörü önleyici etki |
Yan Etki |
Uzun süreli kullanımda, göğüs (meme) kanserine yakalanma, endometriyum riskini arttırır |
Yan etkisi yoktur |
Kaynak |
Sentez |
Doğal (Bitkisel) |
Östrojen veya phytoestrogen’in östrojen reseptörüne bağlanması sonucu, küçük boyutlu göğüs önemli ölçüde büyür ve daha sıkı hale gelir. Ayrıca kadın göğsündeki sarkma da önlenir.
Sentetik östrojen: Yapısı vücutta üretilen östrojene benzer. Sentetik östrojenin çok güçlü bir etkisi vardır, ancak uzun süreli kullanımda yan etkiler gösterdiği de bilinmektedir.
Phytoestrogen: Bitkilerde bulunan östrojen benzeri bir maddedir, östrojen yerine alternatif olarak kullanılabilir. Üstelik, uzun süreli tedavide yan etkisinin olmadığı bilinmektedir.
2. ÜRÜN BİLGİLERİ
2.1 GÖĞÜS TOPARLAYICI KREM NEDİR ?
Son yıllarda, kadın göğsü gelişimine yardımcı olmak, göğüs boyutu ve sıkılığında doğal bir artış sağlamak amacıyla çok sayıda destekleyici ve ürün geliştirilmiştir. Bu ürünlerin birkaçı üzerinde yapılan araştırmalar cesaret verici sonuçlar ortaya koyarken, birçoğunun ise doğal göğüs gelişimi sürecinde etkin rol oynamayan bileşenler içerdiği gözlemlenmiştir.
Dermaphar GÖĞÜS TOPARLAYICI KREM’in içeriği doğaldır. Araştırmacılarımızın çalışmaları, göğüs gelişimi kapasitesini en iyi hale getiren formül bileşenlerinin kesin kombinasyonunu izole etmeye yöneliktir. Bu çabalar sonucunda daha gelişmiş bir göğüs geliştirme formülü elde edildi. Dermaphar GÖĞÜS TOPARLAYICI KREM, destekleyici formülü ve doğal göğüs gelişimi uygulamaları ile bu alanda bir dönüm noktası olmuştur.
Dermaphar GÖĞÜS TOPARLAYICI KREM organik bitkilerin devrim yaratan karışımından oluşmaktadır. Meme bezlerindeki hücre miktarını arttırarak göğüs boyutunun etkin ve güvenli bir şekilde gelişmesine yardımcı olur. Yapılan bilimsel araştırmalar göğüs dokusundaki temel gelişmenin, vücuttaki dengeli östrojen miktarı ile en etkin şekilde meydana geldiğini kanıtlamıştır. Diğer komplikasyonlarla birlikte, bu hormonların dengesizliği göğsün gerektiği gibi gelişememesine neden olabilmektedir.
Dermaphar GÖĞÜS TOPARLAYICI KREM’in içerdiği bitkisel bileşenlerin doğal kombinasyonu, bu hormonların konsantrasyonundaki değişiklikleri arttırır, GF bileşiklerinin seviyesini arttırır ve göğüs dokusunu geliştirerek göğsün doğal bir şekilde gelişmesine yardımcı olur.
2.2 Özelliği
 |
• Göğüs geliştirme ve elastikiyet amaçlı ürünüdür.
• Yalnızca doğal etken maddeler içerir.
• Suni renk maddesi ve aroma içermez.
• Yan etkisi yoktur.
|
2.3 Ana etken maddeler
Dermaphar GÖĞÜS TOPARLAYICI KREM, doğal bitki özleri ve uçucu bitki yağlarından formüle edilmiştir. Bu ürünün içeriğinde, bitkisel kompleksten oluşan ve östrojen benzeri madde görevi gören phytoestrogen bulunmaktadır. Phytoestrogen oranı %2’dir. Phytoestrogen’in önemli faydalarından biri hormonlar üzerindeki değiştirme etkisidir. Phytoestrogenler enzimler gibi, vücudunuzda bulunan hormonları dengeleyen ya da düzenleyen kofaktörler içerir. Böylece hormonlarınızın sentezlenmesi ve biyokimyasal yolları boyunca eşit olarak parçalanması sağlanmış olur. Bu durum sayesinde güçlü iyileştirici etkiler oluşur ve kanser ve diğer hastalıklara karşı koruma sağlanır. Üstelik, uzun süreli kullanımda yan etkisinin olmadığı bilinmektedir.
Bitkisel Kompleks: Kadın seks hormonu benzeri etki göğüsleri dolgunlaştırmaya, sıkılaştırmaya yardımcıdır.
Hiyalüronik Asit: Göğüsleri nemlendirerek yumuşak, dirençli ve elastik kalmalarını sağlar.
Uçucu Bitki Yağlar: Ylang Ylang (Aromatik Asya Ağacı) ve Geranium
Bu iki uçucu bitki yağı hormonal dengeleyici görevi görür.
Dimethylaminoethanol (DMAE): DMAE’nin belli ölçüde cilt sıkılaşması sağladığı kanıtlanmıştır. Boynu, göz kapaklarını ve yüz kaslarını önemli ölçüde gerginleştirir, sıkılaştırır, kuvvetlendirir ve böylece güçlü, sağlıklı ve genç bir görünüm kazandırır.
2.4 Kullanım talimatları
Göğüs bölgesine yukarı hareketlerle uygulayın ve tamamen emilene kadar yumuşak bir şekilde masaj yaparak yedirin. En iyi sonucu almak için günde iki kez kullanın.
3. BİTKİSEL KOMPLEKS NEDİR ?
Cimicifga racemosa, Polygonum cuspidatum, Soybean (Soya), Angelica polymorpha sinensis, Red Clover (Kızılyonca), Pomegranate, Kudzu (Japon sarmaşığı) ve Pueraria mirifica bitkilerinden elde edilen bir komplekstir.
Menopoz süresince, kadınlık hormonu olan östrojen eksikliği nedeniyle göğüsler sarkar ve düzleşir. Östrojenin azalması, göğüs dokusu dahil vücuttaki tüm dokuları olumsuz yönde etkiler. Göğüslerde büzülmeye ve küçülmeye neden olur. Süt salgılama süreci de durur.
Göğüsler çok önemli organlardır ve bu nedenle son derece özen gösterilmesi gerekir, bununla birlikte düzenli egzersizlerin tamamen ihmal edildiği de bilinmektedir.
Düzenli egzersiz yaşlanmayı geciktirir. Göğüsteki önemli bağdokulardan biri, kolajen adı verilen fibröz proteindir ve kolajenin sağlıklı kalabilmesi için östrojene ihtiyacı vardır. Östrojen olmadan susuz hale gelir ve esnekliğini kaybeder.
Ayrıca, phytoestrogenler gibi bitkisel kompleks içeren bir krem göğüs dokusunu iyileştirerek ona muhteşem ipeksi bir yumuşaklık kazandırır. Egzersiz yaparak ve krem uygulayarak kadınlar her daim arzu ettikleri esnek ve sıkı göğüslere çok daha uzun süreyle sahip olma şansını yakalar.
3.1 Bitkisel kompleksin oluşumu
3.1.1 Cimicifuga racemosa kökü ekstresi
 |
Cimicifuga racemosa bitkisini Amerikan Yerlileri jinekolojik sorunlardan çıngıraklı yılan ısırıklarına kadar birçok koşulun tedavisinde kullanmışlardır. 19. yüzyılda ise bu bitki bazı Amerikalı fizikçiler tarafından ateş, adet sancısı, artrit ve uykusuzluk tedavisinde kullanıldı. Cimicifuga racemosa, triterpene glikositler (ör: asetin ve 27-deoksiaktein) ve izoflavonlar (ör: formononentin) dahil birçok bileşen içerir. Diğer bileşenler aromatik asit, tanen, reçine, yağ asidi, nişasta ve şeker gibi maddeler içerir. Menopoz başlangıcında, yumurtalıklar ile hipofiz bezi arasındaki sinyaller zayıflar, östrojen üretimi düşer ve luteinize edici hormon (LH) salgıları artar. Bu hormonal değişikliklerin sonucunda sıcaklama hissi oluşabilir. Almanya’da yapılan klinik denemeler sonucunda, Cimicifuga racemosa bitkisinin menopozla bağlantılı sıcaklama sıkıntısı çeken kadınlar için faydalı olduğu kanıtlanmıştır. Sekiz klinik deneme içeren bir araştırma, Cimicifuga racemosa bitkisinin menopozal sıcaklamanın giderilmesinde hem güvenli hem de etkin olduğunu ortaya koymuştur. Gece terlemeleri, uykusuzluk, asabiyet ve aşırı duyarlılık gibi diğer semptomlar da iyileştirilebilmektedir. |
3.1.2 Polygonum cuspidatum kökü ekstresi
 |
Resveratrolün doğal kaynağı olan Polygonum cuspidatum kökleri hiperlipidemi ve arterioskleroz, alerjik hastalıklar ve enflamatuar yanıtların tedavisinde kullanılmıştır. Yakın tarihte yapılan araştırmalar, resveratrolün güçlü bir antioksidan, bağışıklık arttırıcı, antienflamatuar ve kanser önleyici görevi gördüğünü ve tümör başlangıcı, büyümesi ve ilerlemesi ile bağlantılı hücresel olayları engellediğini göstermiştir.
Resveratrolün sinir koruyucu görevi gördüğü ve menopoz sırasında güvenli ve doğal bir şekilde östrojenin yerini alarak phytoestrogen rolü oynadığı ve bu şekilde osteoporoz riskini azalttığı, depresyonu önlediği, kemik oluşumunu ve kolajen sentezini iyileştirdiği kanıtlanmıştır.
Epidemiolojik veriler, phytoestrogen bakımından zengin diyet yapan kadınların Batı tipi diyet yapan kadınlara oranla daha az kalp-damar hastalığına, göğüs ve rahim kanserine yakalandığını ve menopozal semptomlara maruz kaldığını belirtmektedir. |
Preklinik ve klinik çalışmalar phytoestrogenlerin lipid düşürücü etkileri ve düşük yoğunlukta lipoprotein oksidasyonunu önleme kabiliyeti olduğunu göstermiştir. Transresveratrol güçlü bir phytoestrogendir ve antioksidan görevi görerek serbest radikal ataklarına karşı hücre koruması sağlar, vücudu çevresel kirleticilere karşı korur ve yaşlanmayı geciktirir. Dahası, transresveratrol bir kalp koruyucu görevi görmekte; sıcaklama, çalkantılı ruh hali, vajinal kaşıntı ve kuruluk, ciltte kırışıklık ve kemiklerde zayıflama gibi menopoz sonrası semptomları iyileştirmekte ve nedeni dietilstilbestrol olarak gösterilen sorunların çoğunu önlemektedir.
3.1.3 Soya izoflaovanları
 |
Soya izoflavonu, %100 doğal soya ekstresinden rafine edilen aglikon izoflavonu ürünüdür. Kanser önleyici etki ile bağlantılı antioksidan aktivitesi vardır. Ksantin oksidazın ürettiği serbest radikal oksijen türlerinin önlemesinde diğer izoflavonlardan daha güçlü bir antioksidan olduğu kanıtlanmıştır.
İzoflavon ayrıca, süperoksit radikali gideren güçlü bir antioksidan olan süperoksit dismutaz (SOD) üretimini arttırır. Üstelik, İzoflavon SOD benzeri görevi görmektedir. İzoflavonun lipid çözünürlüğü yüksektir ve cilde kolayca nüfuz eder. Duruma göre tek başına veya çok çeşitli uygulama ve cilt tedavi bileşimleri ile karıştırılarak kullanılabilir. |
3.1.4 Angelica polymorpha sinensis kökü ekstresi
 |
Angelica polymorpha Çin, Kore ve Japonya’da yetişen aromatik bir bitkidir. Angelica polymorpha, Ginseng’in ardından ikinci sırada gelir ve kadınların canlandırıcı bitki olarak her amaç için kullandıkları en iyi bitki olarak kabul edilir. Adet döngüsünü düzenlemeden hormonal değişikliklerin yol açtığı menopozal semptomların tedavisine kadar hemen hemen her jinekolojik şikayet için kullanılır.
Angelica polymorpha Çinliler tarafından sıklıkla kalp, dalak, karaciğer ve böbrek kuvvetlendirme tedavisinde kullanılır. Hem erkekler hem de kadınlar bu yardımcı bitkiyi genel kan canlandırıcı olarak kullanırlar. Angelica polymorpha E, A ve B12 vitaminleri içerir. Araştırmacılar, spazm çözücü ve kan damarlarını genişletici etkileri olan en az altı adet kumarin türevi ayrıştırmışlardır. Spazm çözücüler adet sancıları için çözümdür. Dong quai içeriğindeki uçucu bitki yağı Ligustilide, butylphthalide ve çok sayıda diğer minor bileşenler içerir. Ferulik asit ve çeşitli polisakkaridler de Angelica polymorpha sinensis kökünde bulunur. Bu bileşenler spazmları önler, kan pıhtılaşmasını azaltır ve periferal damarları rahatlatır. Yapılan araştırmalar, don quai’nin östrojen aktivitesinde dengeleyici etki oluşturduğunu göstermiştir.
|
Modern tedavide bu bitki PMS’ye karşı mücadele etmek ve kadınlara doğum kontrol hapı kullandıktan sonra normal adet düzenine dönmelerine yardımcı olmak amacıyla reçetelerde yer almaktadır.
Bitkinin birçok kadınsal sistemin ve döngünün tedavi ve dengelemesinde faydalı olduğu ortaya konmuştur. Angelica polymorpha bileşenleri, adet düzensizliklerine bağlı olarak oluşan güçsüzlük ve baş ağrısını ortadan kaldıran merkezi sinir sistemini uyarıcı niteliktedir. İç üreme organlarını kuvvetlendirir, endometriyoz ve iç kanama veya morarma tedavisine yardımcı olur. Vajinal kuruluk ve sıcaklama gibi menopozal koşulları iyileştirir.
Bitki ayrıca, kan dolaşımını hızlandırmak ve her iki cinste de kanı beslemek için bir kan temizleyici olarak da kullanılmaktadır. Demir içeriği bakımından zengindir, demir eksikliğini ve anemiyi önleyici niteliktedir. Çalışmalar, kan şekerini düzenlemeye ve kan basıncını düşürmeye yardımcı olduğunu göstermektedir. Angelica polymorpha bitkisinin stresi geçiren ve sinirleri yatıştıran sakinleştirici etkisi vardır. Doğum sırasında rahmi uyarmak, uykusuzluğu tedavi etmek, kabızlığı geçirmek ve migren ağrılarını dindirmek için kullanılmaktadır.
3.1.5 Res clover (kızıl yonca) ekstresi
 |
Kızılyonca (Red Clover), menopoz semptomlarının tedavisinde kullanılan bir bitkisel ilaçtır. Aynı zamanda öksürük, uzun vadeli cilt sorunları tedavisinde ve toksinleri vücuttan atmada da kullanılır. Geleneksel olarak kızılyonca çiçekleri, bahar mevsiminde sağlıklı ve huzurlu olmak için bir tonik olarak kullanılırdı. Kızılyoncanın içeriğinde, vücudun normal fonksiyonu için gerekli olan az miktarda silis, kolin, kalsiyum ve lesitin bulunmaktadır.
Kızılyonca, kas gevşetici görevi görür ve aynı zamanda iyi bir söktürücüdür. Tüm kadınlarda sağlıklı hormonal dengeyi destekler. Kızılyonca, soyanın aksine, sadece jenistein ve daidzeinin değiliki kilit phytoestrogen içeren birçok ilave phytoestrogenler de içerir. İki phytoestrogen ise şunlardır: biochanin A ve formononetin. Biochanin A ve formononentinin, jenistein ve daidzein kadar etkili olduğu kabul edilmektedir. |
3.1.6 Nar ekstresi
 |
Meyve yuvarlak, gösterişli çiçekleri ise turuncu-kırmızı renktedir, çapı 7,5 – 10 cm’dir ve dışı kayışımsıdır. Narın taç şeklinde bir çanağı vardır. Tohumları yatıştırıcıdır. Meyve bazı sinirsel durumlarda ve özellikle de asabiyette yumuşak bir astrenjan ve soğutucudur, kabuğu ise tenya tedavisinde kullanılır. Vajinal akıntılarda enjeksiyon olarak, gırtlak iltihabında ise gargara olarak kullanılır. Phytoestrogen içeren daha eski kozmetik ürünlerde kırışıklık önleyici ya da azaltıcı, seboreyi tedavi edici ve saç uzamasını destekleyici olarak kullanılmıştır. Aynı zamanda menopoz semptomlarını azaltmak için, osteoporoz için kullanılabilir. İlaçla tedavilerde ise hem erkeklerde hem de kadınlarda bazı kanser tiplerini tedavi edici özelliği bulunmaktadır. Nar ekstresi akne, alerjik deri iltihabı tedavisinde hazır ilacın parçasını teşkil eder, ağız hastalıkları tedavisinde ise bir bileşik olarak kullanılır. |
3.1.7 Kudzu (japon sarmaşığı) ekstresi
 |
Japon sarmaşığı (Kudzu), geniş ormanlık alanda ve yumru köklerde önemli oranda karbon rezervi biriktirir ve saklar. Geniş ve derinlemesine büyüyen kazıkkökü sayesinde, japon sarmaşığı uzun kuraklık sürelerine dayanabilir. Yüksek ksilem su potansiyelli derin kökler, japon sarmaşığının günün en sıcak saatlerinde bile ayakta kalmasını sağlar. Japon sarmaşığı yarı ağaçsı uzun ömürlü bitki olarak kabul edilir. Bunun nedeni kışlama için 2 strateji ortaya koymasıdır. Japon sarmaşığı, alternatif tıpta ve besin pazarında kullanılan değerli bir bitkidir.
Japon sarmaşığı 1000 yılı aşkın süredir Asyalı aktarlar tarafından alkolizm tedavisinde ve alkol isteğini engellemede kullanılmaktadır. Başlıca etken maddeler izoflavonlar, diadzin ve puerarindir. Japon sarmaşığı ekstresi egzama, sedef hastalığı tedavisinde, yeni ya da eski izleri ve ilerlemiş çatlakları geçirmede kullanılmaktadır. Östrojen dengelemeye de yardımcı olur. Hayvanlar üzerinde yapılan bazı araştırmalardan elde edilen kanıtlar ve insan vaka raporları, japon sarmaşığının antienflamatuar etkisinin olduğunu göstermektedir. |
3.1.8 Pueraria mirifica kökü ekstresi
 |
Pueraria mirifica, Tayland’da doğal olarak yetişen bir bitkidir, Tayca’da "Kwao Kreu” veya “Kwao Kreu Kao” (Beyaz Kwao Kreu) olarak bilinir. Leguminosae ailesinden, Papilionoideae veya soya, fasulye ve bezelye alt ailesindendir. Bitki ekseriya Tayland’ın kuzey, batı ve kuzeydoğu ormanlarında bolca bulunur. Pueraria yaşla ilgili östrojen rahatsızlıklarını tedavi eden doğal bir phytoestrogen kaynağıdır. Göğüs sarkması, cilt kırışıklıkları, kemik kaybı ve ağarma gibi durumları dengeleme veya geri çevirmede etkindir.
|
4. TEST SONUÇLARI
4.1 Deneysel veriler
• Açılma açısı ölçümü testi
Test, 28 yaşında bir kadın deneğe uygulanmıştır. Ürün 3 ay süreyle günde iki kez komple göğüs ve boyun bölgesine uzun süreli masaj yapılarak uygulanmıştır.

• Klinik Test
15 kişilik gönüllü grubu, yaşları 20 ila 40 arasında değişen ve göğüs ölçüsü 90 cm altında olan kadınlardan oluşmaktadır. Ürün 3 ay süreyle günde iki kez komple göğüs ve boyun bölgesine kısa süreli masaj yapılarak uygulanmıştır.
Dermaphar marka hakkı ve bütün dünyaya dağıtımı Tuna Sağlık Ürünlerine aittir.
Tuna Sağlık Ürünleri San. İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.
Kocayol Cad. No:14/1 Bostancı / İstanbul, Türkiye
Tel : +90 216 658 79 74 - Fax: +90 216 658 79 75
http://www.dermaphar.com.tr
|